Antalya Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde 18. Grup olan Plastik, Kauçuk ve Alüminyum Ürünleri grubundan turuncu listeden aday olan Antplast Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Yalçın, plastik sektöründe hammadde bağımlılığı, enerji ve finansman maliyetleri üreticinin rekabet gücünü zorlarken; tarımsal sulamada modern sistemlere geçişin sektör için önemli bir büyüme alanı oluşturduğunu söyledi.
Tolga Yalçın “Antalya’da ürettiğimiz boru aslında sadece su taşımıyor; tarımsal üretimin devamlılığını sağlıyor. Verimliliği arttırıyor. Çiftçinin daha çok kazanmasını sağlıyor” dedi. Tolga Yalçın, yaptığımız röportajda sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini şöyle anlattı:
PLASTİK SEKTÖRÜ TÜRKİYE AÇISINDAN NE KADAR BÜYÜK BİR SEKTÖR?
“Türkiye aslında plastik üretiminde dünyada önemli bir oyuncu. PAGEV verilerine baktığımızda sektörün yıllık üretimi yaklaşık 10 milyon ton seviyesinde. Cirosu 45 milyar dolara yaklaşıyor ve doğrudan ihracatı 7 milyar doların üzerinde. Türkiye bu üretim kapasitesiyle Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise altıncı büyük plastik üreticisi konumunda. Dolayısıyla plastik dediğimiz zaman yalnızca poşet veya ambalaj düşünmemek gerekiyor. Otomotivden inşaata, sağlıktan elektroniğe, gıda sektöründen tarıma kadar çok geniş bir sanayi ekosisteminden söz ediyoruz. Antalya açısından baktığımızda ise tarım ve sera üretimi nedeniyle plastik sektörünün ayrı bir stratejik önemi var. Çünkü modern tarımın altyapısının önemli bir bölümü plastik ürünlerden oluşuyor.”
TARIMLA PLASTİK SEKTÖRÜ ARASINDAKİ BAĞ NEDEN BU KADAR GÜÇLÜ?
“Bugün modern tarımı plastik olmadan düşünmek oldukça zor. Ana sulama hatlarından damla sulama sistemlerine, sera örtülerinden bağlantı ekipmanlarına, filtre sistemlerinden fide ve ürün ambalajlarına kadar plastik tarımın hemen her noktasında bulunuyor. Bizim açımızdan en önemli alanlardan biri PE ve benzeri plastik esaslı sulama boruları. Çünkü tarlaya veya seraya suyu ulaştırmanız gerekiyor. Ancak mesele yalnızca suyu ulaştırmak da değil. Doğru miktarda suyu, doğru zamanda ve mümkün olan en düşük kayıpla bitkiye ulaştırmak gerekiyor. İklim değişikliği ve kuraklık baskısı arttıkça bunun önemi çok daha fazla ortaya çıkacak.”
ANTALYA NEDEN TARIMSAL SULAMA SEKTÖRÜNDE ÖNEMLİ BİR PAZAR?
“Antalya'nın ekonomisine baktığınızda tarım ile turizm birlikte öne çıkıyor. Özellikle örtüaltı üretimde Türkiye'nin en güçlü merkezlerinden biriyiz. Seracılığın yoğun olduğu Aksu'dan Serik'e, Kumluca'dan Finike'ye, Demre'den Gazipaşa'ya kadar çok büyük bir üretim kuşağı bulunuyor. Dolayısıyla Antalya bizim açımızdan yalnızca boru satılan bir pazar değil; tarımsal sulama teknolojilerinin geliştirilebileceği doğal bir Ar-Ge merkezi niteliğinde. Üreticinin ihtiyacını sahada görüyorsunuz. Borunun hangi şartlarda çalıştığını, basınç problemlerini, su kalitesini, güneş ve sıcaklığın ürüne etkisini görüyorsunuz. Bu tecrübe sanayici açısından çok değerli.”
PLASTİK BORU ÜRETİCİSİNİN BUGÜN EN BÜYÜK PROBLEMİ NEDİR?
“Birinci sıraya hammaddeyi koyarım.
Plastik sanayisinin temel hammaddeleri petrokimya ürünlerinden geliyor. Hammadde fiyatlarında döviz ve küresel petrol-petrokimya piyasalarındaki hareketlilik maliyetlerimizi doğrudan etkiliyor.
İkinci problem enerji.
Plastik boru üretimi ekstrüzyona dayalı, sürekli çalışan üretim hatları gerektiriyor. Elektrik maliyetindeki artış doğrudan ürün maliyetine yansıyor.
Üçüncü problem finansman.
Sanayici hammaddeyi satın alıyor, üretimini gerçekleştiriyor, stok tutuyor ve vadeli satış yapıyor. Dolayısıyla ciddi işletme sermayesine ihtiyaç var. Finansmana erişimin zorlaşması üreticiyi çok etkiliyor.
Bunlara işçilik, lojistik ve nitelikli personel problemini de eklemek gerekiyor.”
TÜRKİYE PLASTİK SEKTÖRÜNÜN BÜYÜKLÜĞÜ BU SORUNLARI AŞMAYA YETMİYOR MU?
“Ölçek olarak çok güçlüyüz fakat ölçek tek başına yeterli değil. Türkiye'nin plastik mamul üretiminin 2025 yılında yaklaşık 10 milyon ton seviyesine ulaşması, ülkemizin üretim kabiliyetini gösteriyor. Ancak asıl meselemiz bundan sonra sadece daha fazla ton üretmek değil, bir kilogram üründen daha fazla katma değer elde etmek olmalı. Dünyayla sadece fiyat üzerinden rekabet ederseniz bir noktadan sonra zorlanırsınız. Teknolojiyle, kaliteyle, tasarımla, patentle ve markayla rekabet etmemiz gerekiyor.”
ANTALYA'DAKİ ÜRETİCİLER ARASINDA FİYAT REKABETİ ÇOK MU YÜKSEK?
“Çok yüksek. Hatta sektörün sorunlarından biri de bu. Bazen sadece fiyat konuşuluyor. Oysa tarımsal sulama borusunda et kalınlığı, hammaddenin niteliği, basınç dayanımı, UV dayanımı, kullanım ömrü ve standarda uygunluk çok önemli. Çiftçi ilk satın alma maliyetine bakarak daha ucuz ürünü tercih ettiğinde birkaç yıl sonra boruyu değiştirmek zorunda kalabiliyor. Ucuz diye aldığı ürün aslında daha pahalıya geliyor. Bu nedenle sektörde kalite standartlarının daha sıkı takip edilmesi gerekiyor.”
GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ PLASTİK KULLANILMASINA NASIL BAKIYORSUNUZ?
“Döngüsel ekonomi artık bütün dünyanın gündeminde ve plastik sektörünün de geri dönüşümü çok daha fazla önemsemesi gerekiyor. Ancak özellikle basınç altında çalışan ve uzun ömür beklenen tarımsal sulama sistemlerinde, geri dönüştürülmüş hammaddenin nerede ve hangi teknik standartlarla kullanılacağı çok net belirlenmeli. Her plastik ürünün kullanım şartı aynı değil. Biz çevreyi korurken çiftçinin yatırımının güvenliğini de korumak zorundayız. Çözüm kontrolsüz kullanım değil; standartları belli, izlenebilir ve teknolojik geri dönüşümdür.”
KURAKLIK PLASTİK BORU SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLİYOR?
“İlk bakışta kuraklık sadece çiftçinin problemi gibi görünüyor. Aslında hepimizin problemi. Su azaldıkça açık kanallarla veya verimsiz yöntemlerle sulama yapma lüksümüz ortadan kalkıyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda kapalı sulama sistemleri, damla sulama, basınç kontrollü sistemler, sensörler ve akıllı sulama teknolojileri çok daha önemli hale gelecek. Biz artık sadece boru üretmeyi konuşmamalıyız. Suyu yöneten sistemler üretmeliyiz.”
YANİ SEKTÖRÜN GELECEĞİNİ AKILLI TARIMDA MI GÖRÜYORSUNUZ?
“Kesinlikle. Bir düşünün; topraktaki nem sensör tarafından ölçülüyor. Meteorolojik veriler sisteme geliyor. Bitkinin ihtiyacı yapay zekâ destekli yazılımla hesaplanıyor. Sistem hangi bölgeye ne kadar su verilmesi gerektiğini belirliyor. Sonra o su bizim ürettiğimiz borular ve damla sulama sistemleri üzerinden bitkiye ulaşıyor. Geleceğin tarımı bu. Bu nedenle Antalya'daki plastik sanayicisi ile yazılım şirketi, üniversite, ziraat mühendisi ve çiftçinin aynı masada oturması gerekiyor.”
SEKTÖRÜN KAMUDAN BEKLENTİLERİ NELER?
“Öncelikle modern sulama sistemlerine yönelik desteklerin artırılması gerekiyor. İkinci olarak yerli üreticinin teknoloji yatırımları desteklenmeli. Enerji yoğun üretim yapan işletmelerin yenilenebilir enerji yatırımlarına erişimi kolaylaştırılmalı. Sanayicinin uzun vadeli ve uygun maliyetli yatırım finansmanına ulaşabilmesi gerekiyor. Ayrıca kamu yatırımlarında kaliteli, standartlara uygun ve yerli üretimin önceliklendirilmesi önemli. Çünkü Türkiye'nin bu ürünleri üretme kapasitesi var.”
ANTALYA ÖZELİNDE NE YAPILABİLİR?
“Antalya'da tarım, sanayi ve üniversitelerin birlikte çalışacağı bir Tarımsal Sulama Teknolojileri Merkezi kurulabilir. Burada üreticiler ürünlerini gerçek tarla ve sera koşullarında test edebilir. Üniversiteler Ar-Ge yapabilir. Çiftçiler yeni teknolojileri görebilir. Sulama sistemlerinin su tasarrufuna etkisi ölçülebilir. Aynı zamanda Antalya'daki tarım alanlarının dijital su haritası oluşturulabilir. Hangi bölgede hangi ürün yetişiyor, ne kadar su kullanılıyor, nerede kayıp yüksek, hangi bölgede modern sulamaya geçilmesi gerekiyor? Bunları veriyle bilirsek yatırımı da doğru yere yaparız.”
SEKTÖRÜN GELECEĞİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
“Önümüzde iki gerçek var: İklim değişikliği ve su kıtlığı. Bu iki gerçek tarımın bütün kurallarını değiştirecek. Antalya'nın gelecekte aynı tarımsal üretimi sürdürebilmesi için her damla suyu daha verimli kullanması gerekiyor. Dolayısıyla tarımsal sulama sistemleri artık yalnızca ticari bir ürün değil, stratejik bir altyapıdır. Biz Antalya'da plastik boru üreten sanayiciler olarak aslında yalnızca boru üretmiyoruz. Suyu tarlaya, üretimi geleceğe taşıyoruz. Antalya tarımının geleceği daha fazla su tüketmekte değil, elimizdeki suyu akıllı teknolojiyle daha verimli kullanmakta.”
TOLGA YALÇIN KİMDİR?
1979 Antalya doğumlu olan Tolga Yalçın, ilköğretimini Antalya’da tamamladıktan sonra Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden mühendis olarak mezun oldu. 2001 yılında tarım sektörünün değişik kollarında faaliyet göstere Yalçın, 2016 yılından bu yana Antplast Tarım AŞ Yönetim kurulu başkanı olarak sulama sistemlerinde üretim, projelendirme ve uygulama yapmaktadır. A2 dönemdir Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda meclis üyesi olarak görev yapmaktadır. Korkuteli Organize Sanayi Bölgesi mütevelli heyetindedir.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.